Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Ali Serindağ, Türkiye’nin deprem alanı içerisinde olduğunu ve Gaziantep’in de bu tehlikenin içerisinde yer aldığını hatırlatmasıyla bu tedirginliğin yersiz olmadığı bir kez daha anlaşıldı
Jeolojik koşullar nedeniyle Türkiye’nin doğal afet olaylarıyla sıkça karşılaştığını ve bu olaylar neticesinde can ve mal kayıplarının yaşandığını dile getiren Serindağ, “Ne yazık ki Türkiye deprem bölgesi içerisinde yer alan bir ülkedir. Bunun son örneğini dün ilimizin de yakınından geçen Doğu Anadolu fay hattından kaynaklanan Elazığ depreminde gördük. Deprem bölgeleri haritasına göre yurdumuzun yüzde 92’si nüfusumuzun da yüzde 95’i deprem tehlikesi içerisindedir. Bunun yanı sıra sanayi merkezlerimizin yüzde 88’i ve barajlarımızın yüzde 93’ünün deprem bölgesi içerisinde olduğu bilinmektedir” diye konuştu.
Gaziantep’in deprem olgusu dışında değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Serindağ, “Türkiye’nin en önemli tektonik hatlarından birisi olan Doğu Anadolu fay hattı ilimize 40 – 45 km mesafede İslahiye ve Nurdağı ilçelerinin içinden geçmektedir. Tarihsel ve aletsel bulgulardan elde edilen verilere göre ilimizi etkileyecek fay hattının bu kısmı üzerinde son 100 yıl içerisinde büyük bir deprem meydana gelmemiştir. Bu durum Gölbaşı, Türkoğlu ve Türkoğlu, Antakya fay parçalarının deprem potansiyeli açısından büyük bir tehlike oluşturduğuna işaret etmektedir” dedi.
Uzun zamandan bu yana bu kısımlar üzerinde deprem açısından büyük bir enerji birikimi bulunduğunu dikkati çeken Serindağ, “Deprem jeolojik bir gerçek olarak küçümsenemez. Ancak kentleşme ve yapılaşmada bilim ve mühendislik esasları doğrultusunda yapılacak çalışmalarla zararlar azaltılabilir. İlimizde statik projelerin hazırlanmasında ve kullanılmasında zorunlu kılınan ve zemin temel yapı etkileşiminde önemli olan zemin etüt raporları sadece 4 ilçemizde belediyeler ve yapı denetimleri tarafından takip edilerek uygulanmaya çalışılmaktadır. Oysa Bayındırlık ve İskan Bakanlığının yayınladığı yönetmelik ve genelgelerde her türlü yapı inşasında önce zemin etüt raporlarının hazırlanması zorunlu hale getirilmiştir. Bu raporlarda jeoloji mühendislerinin imzası ve Jeoloji Mühendisleri Odasının onayının bulunması hükme bağlanmıştır” şeklinde konuştu
Ali Serindağ, “ülkemizin jeolojik gerçekliği afetlere karşı dünden daha fazla hazırlıklı olmamız gerektiğini bizlere söylüyor. Depreme her an hazır olmalıyız ve deprem olacakmış gibi tedbirlerimizi alarak yaşamalıyız. Unutulmamalıdır ki deprem unutulduğu an gelir” diye konuştu.
Okunma Sayısı: 26